-Başlık bulamıyorum. +Yolla gitsin öylece.

Ses kaydı rocks, ama bazen

Telefonlarımızın bir ses kaydı dalgası var ya, o benim hayatımı kurtaran bir olgu. Şöyle ki, ben anılarıma çok önem veren bir insanım. Hani arada sırada gidip 3-4 yıl önceki msn konuşmalarını okuyan, anlamlı sms’leri arşivleyen, önemli tarihlerde satın alınmış herhangi bir şeyin fişini cüzdanında saklayan bir mahlukatım. İşte bu yüzden, özellikle son zamanlarda – ki son bir buçuk yıl hayatımın en manyak evresi oldu sanırım bu konuda – aşırı derecede fazla ve olur olmadık zamanlarda gizli gizli ses kaydı yapıyordum; elimde ÜÇ SAATLİK bir ses kaydı bile var. Düşünün. Neyi kaydediyorsun sen manyak mısın demeyin, resmen insanların sesleri, duyguları, neşeleri, konuştukları konular, o tarih o saatteki her şey sanki o minicik ses kaydı dosyasında hapsolup kalıyor. Ve aylar sonra dinlediğinizde o kadar tuhaf hissediyorsunuz ki; hani o günden beri birçok şey değişmiş ama o sesler hala tanıdık, o günlerde hissettiklerinizi hala hatırlayabiliyorsunuz. Yani kısacası ses kaydı rocks.

Şimdi bunu neden anlattım. Tabii ki size en son salaklığımı anlatmak için. Ben bu dönem derslere yüzde yüz katılım gerçekleştirip notlarımı çok fazla yükseklerde tutmam gerektiğini bildiğimden, işi baştan sıkı tutmak adına (bu kalıptan nefret ederim ama öyle) hocalar ders anlatırken seslerini telefonuma kaydediyorum, istisnasız her derste. Bir de o dosyaları isimleme şeklim var ki, off. International economics 1×1 gibi. Season 1 episode 1 falan. Hı hı evet. Neyse, dün akşam bilgisayara attım bütün ses kayıtlarını, iktisat bölümü boktur adlı bir klasör altına kaydettim hepsini. Fakat, telefondaki BÜTÜN ses kayıtlarını bilgisayara attığım göz önüne alınırsa, aradaki saçma sapan kayıtların da ders kayıtlarının arasına sızmış olması çok imkansız değil tabii. Kitabı açtım, zaten ingilizce, zaten karınca kadar harfler, zor okuyorum, ses kaydını da açayım hocayla beraber yardıralım diye düşünürken, açtığım ses kaydının sessizlikten ve gelip geçen arabaların sesinden ibaret olduğunu duydum. La ne bu? Bu ne la? Ne la bu? gibi Türkçe’mizin zenginliğinden faydalanarak kurduğum üç soru cümlesinin cevabını, ses kaydını ortalara doğru ilerleterek bulmaya çalıştım. Oha! İki insan konuşuyor. “Yani, söyler diye düşündüğüm için ben söyleyeyim dedim” tarzında bir şey söylüyor bir hatun, ha işte o benim. ALLAH BELANI VERSİN SAM dedim, “yanlışlıkla” aça aça bu kaydı mı açtın. Evet ben o’na sevdiğimi söylemeye çabaladığım anları kaydetmiş bir insanım. Mutluyum. Ama aynı zamanda oldukça şaşkın ve salak bir insanım. Bununla da mutluyum. Naber?

Kadere inanmıyorum ama bir Evren var

Salı günü idt isimli sikindiriktgrjghr derse Abberline da geldi. Biz yeni inekler olarak ikinci sıraya oturduk hanım hanımcık modlarda hocayı pür dikkat dinliyoruz falan. Orda aklıma bir şey geldi. LAN, bundan neredeyse iki sene önce, ben yaz okuluna kaldığım zamanlar, muhtemelen başka bir üniversiteden bir hatun bizim okuldan ders almaya geliyordu, böyle sarışın, uzun boylu, zayıfça, hoş bir hatundu. Ben onu ilk önce lobide görmüştüm, şey, kendisini ciddi ciddi Abberline sanıp “saçım başım düzgün mü tipim iyi mi acaba Abberline’ın İzmir’de ne işi var lan haber vermedi ki acaba sürpriz mi yaptı” diye düşündükten birkaç saniye sonra onun aslında Abberline olmadığını anlayıp hemen telefonuma saldırmıştım ona haber vermek için. ÇÜNKÜ ABBERLINE’IN DOPPELGANGER’I OLMALIYDI O İNSAN. Böyle benzerlik olmaz, hatta olmaz olsun. Çünkü o yaz başka sebeplerden dolayı zaten yeterince iğrençti, bir de o hatunla her derste aynı sınıfta olunca, özlemim o kadar çok artmıştı ki, bir gün hoca ara verdiğinde başımı sıranın üstüne koymuş, ders tekrar başlayana kadar kulağımda kulaklıkla ağlamıştım. O zamanlar o kadar imkansızdı ki onunla aynı yerlerde olmak.

Salı günü o benim sıra arkadaşımdı.

Şimdi kimse bana çıkıp “imkansız” kelimesini cümle içinde kullanmasın mümkünse. Hakkım var değil mi? Bu olduktan sonra, artık hiçbir şey imkansız değil.

Kadın’ım, idol’üm, gözlerine kurban olduğum

Bugün boş günüm olduğundan İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü 1. sınıfın Classical Literature dersine girdim, Moiraine önderliğinde. Evet bundan önce, birinci dönem aynı bölümün Mythology dersine gitmiştim, bu iki dersi aynı güzide hoca vermekte.

Şimdi bu hatun bir defa ÇOK güzel. Gözleri ÇOK güzel. YÜZÜKLERİN EFENDİSİ’nden, STAR WARS’tan bahsetmişliği var derste. Mitoloji lan neden bahsetmesin. HARİKA bir konuşması, aksanı falanı filanı var. TAM KAFA HATUN görünümünde. GÜLER YÜZLÜ, SEMPATİK. Tam benim olmak istediğim gibi bir hoca. Zaten daha ne olsun yeani.

Bugünkü derste de yine yardırdı tabii. AMA “SEVDİCEK” KELİMESİNİ KULLANDI YA. Ben orda bittim, parçalarıma ayrıldım, her parçam ayrı ayrı taptı hatuna.

Hani şimdi diyorum ki ben o bölüme zıplayana kadar o orda kalsın, ki muhtemelen kalır; ben gelince güzeeeel bir konuşma yapacağım onunla. Züleyha’m ben de senin gibi olacağım idol’üm sensin seni seviyorum gibi hoş şeyler söylemeyi planlıyorum. Nasıl?

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

8 Responses to -Başlık bulamıyorum. +Yolla gitsin öylece.

  1. Tek kelimelik yorum mu olur lan. Pis

  2. moiraine says:

    aslında o yorum değil bi cevaptı. Nasıl? diye bitirmişsin ben de çoğoş dedim.

  3. İnsan bi nokta koyar. Çok ilgisiz alakasız sevgisiz bi şey olmuş üzüldüm.

  4. ses kaydı olayına öldüm😀 ben hep kurtulmaya çalışıyorum geçmişten, sen saklıyosun, hayat ne garip vapurlar felan..

  5. Anılar güzelse önemlidir…

  6. Nida Ersin says:

    Aptallıklarda insanı mutlu edebiliyormuş,”was bedeutet?” bunu söylemek hoş,sevdicem kalıbı gibi.

    die Deutcshe “doppelganger” icadı bizde de rayicte Sam'alein:)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s