The King of Limbs

Müzisyen değilim, müzik eleştirmeni değilim, takdir edersiniz ki o yüzden geniş geniş müzikal yorumlar yapmayacağım ben şimdi.

Albümü ilk dinleyişimde hiçbir şey anlamadım su gibi aktı gitti.

İkinci dinleyişimde biraz daha oturdu.

Üç, dört, beş, altı derken muhtemelen iki haneli sayılara çıkmıştır dinleme sayım.

Albümü ikiye ayırdım kafamda. Little By Little, Morning Mr Magpie, Codex ve Give Up The Ghost tamamen ayrı gözümde. Diğer şarkılarla şu anda ilgilenmiyorum.

Little By Little’ın yorgun gitarları beni benden aldı. Give Up The Ghost zaten direkt olarak iç dünyamın ağzına sıçtı (give up the ghost’un anlamını ve şarkının sözlerini biliyor muyuz gençler?). Morning Mr Magpie’ın beni tek sinir eden tarafı fazla uzun olmasıydı – aynı ritmden sıkıldım evet yalan değil. Codex desen, anlatamayacağım. Öyle dinleyin yani anlatamam.

Bu albüm meğersem double’mış da, bunun daha gerisi varmış da, falanmış filanmış diyenler var, ben bilmem bir ay sonra albüm insani yollardan satılmaya başlandığında göğsümü gere gere gidip alacağım ve kontrol edeceğim, bilmiyorum.

Şunun şurasında hayatımın son dönemlerinde heyecanla bekleyip dinlediğim iki albümden biriydi kendisi. (Diğeri için bkz: Band Of Horses – Infinite Arms) Çok sevdiğim grup ve müzisyenlerin çoğu ölü de. Hani yeni albüm çıkaramıyorlar haliyle. O yüzden alışkın değilim böyle durumlara ben.

Albüm kapağı hoş olmuş ha. Ama bu konuda Band Of Horses’ı tek geçerim kusura bakmayın da beyler. Olaya bakın:


Sene 2006, Everything All The Time albümünün kapağı.

Sene 2007, Cease To begin albümünün kapağı.

Sene 2010, Infinite Arms albümünün kapağı.

Bunlar da böyle hoş adamlar işte. Aman her neyse, long live Radiohead diyorum bu konuyu burda kapatıyorum. Bak ama o dört şarkı önemli. Dinleyin onları.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

8 Responses to The King of Limbs

  1. Nida Ersin says:

    Sabah yazdıklarını okuyunca anladım melankoli gerçeğini, bende olsan senin yerine aynisini yaparmıydım üstelikte özellerimi yazarmıydım bilemiyorum!!herkesin duygusal refleksleri değişken kabul etmek lazım, herneysede havada yağmurluysa değişik bir duygusallık çöküyor insanın derinlerine dimi yaa.

    Şu an bende dinliyorum radiohead'ın Creep'ini
    amsterdamdaki okuduğu parça buyaahuu.:)

  2. Creep çok özeldir çook.🙂

    Melankoli değil mi, evet doğru kelime bu sanırım.🙂 Ben de birkaç sene önce olsa yapar mıydım emin değilim ama insan büyüdükçe değişiyormuş🙂

  3. Aquamarine says:

    Bende favorileri mi yazacaktım ama vazgeçtim. Öyle çok var ki, hangi birini yazayım? :):)

    Little By Little'a ve Give Up The Ghost'a bayıldım hatta aşık oldum.

    Ruh ikizi olabilir miyiz gerçekten? :):)

  4. Karar verdim, Band of Horses dinleticem sana, eğer onlara tapacak olursan, ruh ikiziyiz demektir sevgili Aqua😀

    Ayrıca sormak istiyorum tüm Radiohead şarkıları içinde favorin hangisi. Bakalım bu tutacak mı😀

  5. Aquamarine says:

    Band of Horses'ı dinliyorum ancak henüz sözlere geçmiş değilim, onlara da el atacağım.🙂

    Karma Police, hiç kuşkusuz. High and Dry. 15 Step'in de müziğine aşığım. Bu üçü favorilerim ama diğerleri de çok güzel. Fakat bunlar bir başka.

  6. Band of Horses – Cigarettes, Wedding Bands. Diğer blog'un adı zaten bilirsin🙂 Onu dinlemelisin.

    Radiohead favorilerimiz örtüşmedi🙂 Exit Music, all-time favourite'im olmakla beraber, bir şarkıdan daha fazlası olduğuna inandığım, şarkı taklidi yapan nadir müzikal hadiselerdendir.

    Diğerlerinden biri için bkz: Muse – Butterflies & Hurricanes

  7. Aquamarine says:

    Gerçekten de şarkılar ve sözleri senin için çok anlamlı olsa gerek. Gün geçtikçe daha da çok anlıyorum. Hemen dinleyeceğim. :):)

    Olsun, ortak noktamız Radiohead nasılsa.🙂

    Muse'la ilgili de bir yazı yazmak lazım. Hatta grubu tüm enlem ve boylamlarıyla masaya yatırmamız lazım. Muse'da candır.🙂

  8. Muse candır da, resistance albümü falan beni sarmadı hiçbir şarkının sözlerine bakmadım bile, düşün🙂 İlk zamanlarki albümlerini seviyorum Muse'un, hatta Muscle Museum'u harika cover'layan bir grup var burda vidyo koyabilseydim iyi olurdu🙂

    Yine de Matt'in sesine hastayım ama orası bir gerçek. Piyano kısmı fena. Yazı yazmalı hakikaten😉

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s