Instant correlation sucks and breeds a pack of lies.

Anlamıyorum demiştim. Ağır geliyor demiştim. Karşıma geçip duygularını anlatmış, defolup gittikten sonra da pişman olduğunu söyleyip benim için, “ben onu bildiğin seviyorum” diyebilmiş bir adamla o günlerden 5-6 ay sonra aynı yurda girerken, aynı turnikelerden yan yana geçerken birbirimizi hiç tanımamış gibi oluşumuz ağırdı. Ağır gelmişti. Kabullenememiştim. Böyle şeyler olmamalı demiştim. Ben hata yapmadım, böylesi cezalar bana uzak olmalıydı demiştim. Çok sevdiğimi çok sonraları anlamış, ağlamış, ağlamış, sonra da sessizce sızmıştım gecelerce. Şebnem Ferah’ın Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler şarkısı marşım olmuştu. Ben leyla olmuşum kimin umurundaydı mecnun çoktan gitmişken. Ya da o mecnun olamamıştı, bense leylayla kapışsam ortalık toz duman olurdu. Bilekliğimin tekini onda bırakırken, bir parçam da orda, o günlerde kalmıştı.
Ama tabii bu değil asıl konu. Sadece biraz “benzer”.
Onu bunu söylemeyi bırak, bilmem kaç kere bilmem kaç saçma şekilde yanında sabahladığım, muhabbetine bayıldığım, sabahtan akşama kadar konuşsa bıkmadan dinlemek isteyeceğim, hep destek verdiğim, kötü zamanlarında yanında olup moral vermeye çalıştığım (biliyorum hiçbir boka yaramazdı ama olsun), ULAN BİR DEFA; “sevdiğin biri mi var diye sordu, sonra sen olup olmadığını sordu, ben de evet dedim” gibi abuk sabuk ama gayet beni amacıma ulaştıran cümleyi yüzüne söylediğim adamla şimdi konuşamıyor olmamız ağır geliyor. Tam her şey mükemmelken (sadece bana göre bence. Uzaktan bakan bi insan yine de ah zavallı hatun derdi muhtemelen) birdenbire peydah olan saçma sapan bir duyguyla onun için hissettiğim her şeyi (hem de en ince ayrıntıya kadar mına koyim.) yazdığım blog’un linkini vermiş olmamın her şeyi berbat etmiş oluşu ağır geliyor. Hiçbir kötülük yapmamışken bunları görmek ağır geliyor. Sadece gereğinden fazla samimi ve cesur davranmamın bu şekilde cezalandırılıyor olması ağır geliyor. Sevdiğiniz birine çok geç olmadan sevdiğinizi söyleyin, sonra pişman olursunuz diyen ibnetorlar var ya, lütfen benimle bağlantıya geçsin. Kafalarını kapıya gömerim, hem de bu sinirle, kesinlikle yaparım. Ben ne zaman bu kadar cesur, bu kadar deli olmuşum; benim hamurumda var mıymış kim nasıl yaptırdı bana bunları? Kimden hesap sorayım şimdi? Yazdıklarımdan mı? Ellerim kırılsaymış da yazmasa mıymışım? Yoksa bu kadar çok sevebilen bünyem mi suçlu? 
Büyük ihtimalle. Zaten hayatımı sadece ben mahvediyorum ya. Yine aynı haltı yemişimdir. Susup oturuyorum, şarkı falan söylüyorum. Ne yapabilirim başka?
*
Gördüğümü yazıyorum şimdi. Öyleymiş veya değilmiş hiç umurumda değil. Bazı eski yalanların arasında çok sevdiklerim de var hani, arada tekrar tekrar inanıyorum, hoş oluyor. Onunla ilgili yalanlara inanmak kadar kolay şey yok.
Bomboş mekan, kimse yok. Aynı sırada bir tek ben oturuyorum. İki sandalye gerimde o. Havada tek kelime, tek harf yok. Çünkü insanlık arasın dursun hala, ben görünmezliğin formülünü bulmuşum. İstediğim zaman görünmez olabiliyorum. Ya. Ağır gelen bir de bu işte. Daha kaç ay önceydi yanına gidip saçma salak muhabbetler döndürdüğüm günler? Ne oldu? Dünyanın en cesur insanı oldum da ne oldu? Boynumda bi kolye var böyle. Duruyor öyle. Olan bu.
Yalanlar.
Aslında bu muamelen kasti değil. Tamam o yazıları okumanın üzerinden bir ay geçmiş de olabilir. O yazılanlar hakkında konuşman zaten beklenmiyor. (nerde o… hmm.) Ama şimdi hiçbir şey olmamış gibi davransan bir türlü, iki kelime edip soğuk davransan bir türlü, belki de en mantıklısını yapıyorsun da ben farkında değilim. Yani tamam ulan yazdık ettik bir sürü geberik yazı, hepsini bir anda okuyunca noluyo lan demiş olabilirsin afallamış şaşırmış da olabilirsin ama yapma hacı hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam edebilirsin artık. Bitti o süre. Eskisi gibi davranabilirsin yani. Sorun yok diyorum. Ben öyle iyiydim eski haline bi geri dön diyorum. Ne zaman bitecek lan bu saçma tavırlar. Tamam ben de tripliyim falan böyle konuşan mı varmış bir şey mi diyormuş umurumda değilmiş gibi davranıyorum ama yapma gözünü seveyim gayet umurumda olduğunu her boku kafama taktığımı biliyorsun yani biliyor olabilirsin bilmiyor da olabilirsin ama bence bil. Doğruya doğru, gözünün önünde çocuk gibi ağlayan salak bi insan var karşında değil mi. Hani yeri geldiğinde süpersonik sam olur yeri geldiğinde pısar kalır arabalar çarpar kınalı yapıncak olur. Falan. 

DİYORDUM Kİ AĞZIMA SIÇILDI AZ ÖNCE.

Şey neyse. Ben bunu yazdım ve şimdi gidiyorum. Çok çılgınlı olaylar var. Sakin kalın gençler. Sizi seviyorum. 
Öpüzlerim #
This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

4 Responses to Instant correlation sucks and breeds a pack of lies.

  1. arcoiris says:

    bambaşka ortamlarda aynı şeyi yaşamışız. şaşkınım şu an birkaç detay farkıyla tamamen aynı. ben de kendi görünmezliğim ve o adamın umursamazlığı arasında bi yerlerde dolaşıp duruyorum bir haftadır. olayın üzerinden bir buçuk ay geçti ve şu cümle her şeyi anlatıyor :

    “Sadece gereğinden fazla samimi ve cesur davranmamın bu şekilde cezalandırılıyor olması ağır geliyor. “

    belki hayatımda ilk defa cesur davrandım, iyi olsun istedim bir sonuca bağlamak istedim. niyetim çok iyiydi ama sonunda acayip bi şekilde cezalandırıldım. şimdiyse yokum, onun için yokum hatta sonradan bir yok olma da değil bu, sanki hiç varolmamışıım. sanki onca zaman birlikte zaman geçriren, eğlenen gülen, dolaşan, sohbet eden insanlar biz değilmişiz. sanki ben uydurmuşum onları gibi. neyse. durum kötü ve yapacak bir şey yok galiba, başka insanların nasıl davranacağını belirleyemiyoruz ama keşke onlar bu kadar korkak olmasalardı diye de düşünmeden edemiyorum. çünkü biz sadece sevdiğimizi söyledik seni öldürmek istiyorum demedik, bence bir iki cümle kurulabilir yani ne olursa olsun. böyle karşıdaki kişi yokmuş gibi davranmaktan iyidir öylesine de olsa bir iki kelam etmek. ben bu kadar umursanmamayı kaldıramıyorum. benimle aynı şeyleri hissetmek zorunda değil onu hiçbir zaman iddia da etmedim ama bir tepki istemek benim yaşadığımı bildiğine dair bi işaret görmek istemek de hakkım, hakkımız.

    nasıl hissettiğini gerçekten anlıyorum demek için yorum yazmaya niyet etmiştim ama derdimi yazarken buldum kendimi. kusura bakma🙂. lafta değil gerçekten anlıyorum nasıl hissettiğini ve o hislerin bok gibi olduğunu, çok kalbini kırdığını. ve bunları hiç hak etmediğini.

  2. İşte aynen bu, çok benzer şeyler yaşıyoruz sanırım ve benim de ağırıma giden bu. Ben hiçbir kötülük yapmadım sadece bir tepki bekledim, ben yokmuşum gibi davranmasını değil. Hiç adil değil ki zaten bu, nereye varılır ki o şekilde davranarak? Bu resmen korkmak, kaçmaktır bana göre. Ben ne kadar cesursam o da o kadar korkakmış demek ki, öyle düşünüyorum. Yani, şimdi aslında bilmiyorum, dün gece bu yazıyı yazarken bu konuda bir gelişme oldu. İyi midir kötü müdür bilmiyorum ama en azından nokta konulması iyi olabilir benim adıma. Umarım senin için de her şey iyi olur, dostum.🙂

  3. Zaman Kaybı says:

    Ben bu kadar cesur ne zaman oldum? diye sorduğum zamanlardayım aynen ve bu yazı her şeyin özeti niteliğinde. İlaç gibi. Dillendiremediklerim gibi.🙂

  4. Mutlu oldum söyleyemediklerinizi anlattığım için, meğer ne çok insanla paylaşıyormuşum aynı duyguları🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s