O iğne sessizliği bir terzi ağzındaki.

Sinemalarda gösterilen Türk filmlerini hiç seyretmem ben genelde. Komedi türü dışındakileri diyorum. Çünkü hep aynı hikayeleri anlatıyorlar gibi, çevirip çevirip aynı senaryoları sunuyorlar gibi gelir. Öyle işte bilmiyorum, onları izleyeceğime birkaç yeni dünya keşfetsem daha iyi olmaz mı diye düşünerek fantastik alemlere falan dalarım çoğu zaman.

Bu yüzden ıssız adam denen filmi binlerce insanın ısrarına rağmen izlememiştim. Zaten bir filmi etraftaki herkes, ama gerçekten herkes izlediyse o filmle ilgili hiçbir merakım, isteğim falan kalmaz benim. Hele de söz konusu Türk filmiyse ve dramsa. İnsanlar filmden şöyle etkileniyormuş böyle etkileniyormuş, yok sinema salonundan ağlayarak salya sümük halde çıkıyormuş falan. Bir ara herkes bundan bahseder olmuştu.

Bendeki de merak değil de… Ne kadar sevmesem de yine de izlemek isterim öyle ses getirmiş, insanları etkilemiş bir filmi izlemeyi. Sonuçta bir emek var ortada değil mi. 2009 yılıydı, çok eminim eylül ya da ekim ayı falandı, çünkü ağlıyordum ben hep. Televizyonda denk geldi film, evdeydim, yapacak daha iyi şeylerim vardı ama izlemek istedim. Oturdum odamda tek başıma, reklamlarla cebelleşerek de olsa izledim. Çok doğal geldi, karakterler bizdenmiş gibi geldi, film beni çekmeyi başardı falan filan, ama burda film eleştirisi yapacak değilim. Zaten izlediği filmleri eleştirecek en son insanlardan biri benim.

Sadece bu filmin yaşattığı bir dejavudan bahsetmem gerek. O zamanlar iyi değildim, dediğim gibi, hep ağlardım. Biri vardı, çok sevmiştim, 20 yıllık müthiş geleneği kırmıştı ve o da beni sevmişti -aslında sanmıyorum. ama en azından çok güzel seviyor rolü yapmıştı-. Acayip bir durumdu benim için. Hayatı boyunca beklediği insanlarla karşılaşamayan ya da karşılaşsa bile nasıl severse sevsin asla sevilmemiş bir insan için çok garip bir duyguydu. Zaten ben buna inanana kadar o da sebepsizce gitmişti. Önce anlamamıştım, yüzünü bile görmek istememiştim, o kim oluyordu da gidişine üzülecektim, geri dönmek istediğinde bütün kapıları yüzüne kapatmıştım, bütün yaz güçlü hatun pozlarıyla dolaşmış ve kimseye hatta kendime bile gerçekleri söyleyememiştim.

İşte filmi izlediğim zamanlar, gerçeklerin ilk su yüzüne çıktığı zamanlardı. Ben aslında çok sevmiştim. Aslında gitmesini hiç istememiştim, her şey çok yarım kalmıştı. Aslında insanlar onu sorduğunda konuyu değiştirmemin nedeni her şeyi anlatıp ağlamak istemememdi. Etrafımdaki herkese unuttum ben onu, zaten hiçbir zaman çok değerli olmamıştı ki ayakları yaparken aslında sadece çok sevmiş olduğum gerçeğinin üzerini örtmeye çalışmıştım. Evet aslında çok sevmiştim.

O film bana onu hatırlatmıştı; bir sandalyenin tepesinde filmin o meşhur “son” sahnesini izlerken ağlamaya başlamış, sonra yere oturmuş, sırtımı duvara dayamış ve düşünmüştüm; yıllar sonra ben onu nasıl hatırlayacaktım ki? O zamanlar bunun sadece çekmem gereken bir acı olduğunun ve elbette hayatıma sevebileceğim başka insanların girebileceğinin farkındaydım, bunları biliyordum. Ama fazla hüzünlüydüm, fazla üzgündüm, çok kırılmıştım. Ağlamam gerekliydi.

Peki şimdi? Aynı filmin aynı meşhur “son” sahnesini izlerken aynı sandalyenin tepesinde oturuyordum, bugün. Bugün! Kaç yıl geçmiş, bir buçuk sene falan mı? Tabii ki yine ağladım! Ama bu sefer nasıl ağladığımı söyleyeyim mi? Hiç durmamacasına. O günden bu güne hayatımda değişen ne var biliyor musunuz? Bir buçuk sene önce gerçekten küçükmüşüm, gerçekten. Büyümeye deli gibi ihtiyacım varmış. Bu kadar kısa zamanda mı büyüdün demeyin. İnsanları yaşadıkları büyütüyor. Ve tabii ki bundan sonra da büyüyeceğim, belki birkaç yıl sonra, yine aynı filmler, sahneler, olaylar, bana geçmişi hatırlatacak, başka türlü cümleler kuracağım; belki yine ağlayacağıım, ya da gülümseyeceğim, kim bilir. Ama bunların yaşanması gerekiyor.

Ve, şu an o günden farklı olan başka bir şey, hatta en önemli şey, ne biliyor musunuz? O zamanlar o acıyı layığıyla yaşadıktan sonra toparlanıp başkalarını sevebileceğimi biliyordum. O yaşadıklarımı sadece bir anı olarak hatırlayacağımı, başka türlü asla aklıma getirmeyeceğimi biliyordum. Hepsini biliyordum, inkar etsem de içten içe biliyordum. UMUDUM VARDI. Evet, her zaman olmuştu, o zaman da vardı. PEKİ ŞİMDİ NE OLDU, EN YANLIŞ ADAM? Ben o günden aylar, aylar sonra birine delicesine, taparcasına, ölürcesine aşık oldum. Hiç sevmediğim gibi sevdim; öyle ki, en ağır manaları taşıyan cümleler kurdum, hep yazdım, sana yazdım, kendime yazdım, “bundan önce yaşadıklarımın hepsi yalandı, ya da bu başka bir boyut, bilemiyorum” cümlesini bile kurdum. Önceleri böyle şeylerin olacağına inanmazken senin hiç sorgulamadan, tüm benliğimle, ömrüm boyunca seveceğim adam olacağına inandım, ya da biliyordum ilk andan beri. Hala öyle olduğunu biliyorum.

Film biterken ben ağlıyorum yine ve ne düşündüm biliyor musun? Artık başka bir şey olmayacağını. Çok uğraşsam, ya da UĞRAŞSAN da sevgimin hiçbir şekilde azalmayacağını. Ömrümün sonuna kadar seni seveceğimi, ya da hep sana karşı bir şeyler hissedeceğimi ve sırf bu yüzden, karşıma çıkacak olan iyi adamların beni tanıyarak vakit kaybetmelerine izin vermeyeceğimi. Canımın belki de bir daha hiç bu kadar yanmayacağını. Birkaç ay önce beni kırmamak için elinden geleni yaparken, şimdi farkında olmadığın bir şekilde beni mahvettiğini, bitirdiğini, FALAN İŞTE. ÇOK UZUN YAZIYORUM DEĞİL Mİ. Konu sen olunca hep uzun yazıyorum. 

Sen okumuştun, ama hiçbir şey demedin. Tenezzül bile etmedin. Sen konuşmaktan acizsin ya, ben değilim ama. Meselenin başından beri dürüst davrandıysam, bugün de dürüst davranacağımdan hiç şüphen olmasın. Ama geceni “berbat etmeyeceğim”, merak etme, hala seninle ilgili konularda ince eleyip sık dokuyorum, düşünceliyim. Ama konuşacağım. SUSAMAM.

Bunları hiçbir yerde anlatmamıştım. Neyi nasıl yazdığıma da çok dikkat etmedim, içimden nasıl geldiyse öyle yazdım, ha bu arada, HEP DE ÖYLE YAPACAĞIM.

En yanlış adam. Hakikaten nasıl oluyor da en çok sen acıtıyorsun, bilmiyorum.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s